bulunmak

bulunmak II, 143

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • bulunmak — nsz 1) Bulma işine konu olmak Yerde para bulundu. 2) de Herhangi bir durumda olmak Hayırlı bir işe yardımda bulunmuş oluyorsunuz. R. H. Karay 3) de Bir yerde olmak İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti nin temelleri çökmüş, ömrü tamam… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hazır bulunmak (veya olmak) — 1) (bir yerde) bir yerde var olmak, kendi bulunmak 2) (bir yerde) bir şeyi hemen yapabilecek durumda olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tetik bulunmak — tetikte bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • maruz bulunmak (veya olmak) — bir olayın veya bir durumun etkisinde bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yara bere içinde olmak (veya bulunmak) — vücudunda yara, ezik, sıyrık, çürük bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boş bulunmak — 1) dikkatsiz ve dalgın bulunmak Nasıl boş bulunup o gazeteci kızın resmini çekmesine imkân verdi? A. İlhan 2) söylenmesi sakıncalı olan bir şeyi söyleyivermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tetikte olmak (veya beklemek veya bulunmak veya durmak) — her an uyanık ve hazır (bulunmak) Onun sakinliği etrafta tetikte bekleyen karısına, çocuklarına da geçti. N. Cumalı Güldane tehlikeyi sezmiş gibi tetikte. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elinde bulunmak (veya olmak) — (bir şey) o şeye sahip bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • medhaldar bulunmak — (A. F. T.) parmağı olmak; müdahalesi bulunmak. ♦ medhedilmek övülmek. ♦ medhetmek övmek …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • atıf yapmak (veya atıfta bulunmak) — göndermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.